28 NİSAN 2007

 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi durum değerlendirmesi;

 

            Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Cumhurbaşkanlığı seçimini halk yapsın yapmasın meclis yapsın yapmasın bu  başka bir yazıda tartışılabilir ama seçimler öncesi adayların açıklanması ile ilgili bir yasa ya da kararname çıkartılmalıdır. Aday olmak isteyen kişiler cumhurbaşkanlığı seçiminden abartısız 6 ay öncesinden adaylığını koymalıdır. Burada AKP hükümetinin yaptığı en bariz hata son saatlere kadar adayını açıklamaması olmuştur. Bunun nedeni olarak ise AKP piyasanın bu konu ile ilgili olarak etkilenmemesi için böyle bir şey yaptığını belirtmiştir.

Bu sürecin başlamasında ise AKP’nin hiç hesaplamadığı olaylar başına gelmiştir. Konuşulanlara göre Abdullah Gül’ün adaylığı açıklanmadan önceki günlerde bir resepsiyonda Büyükanıt ve Tayip Erdoğan arasında konuşma olmuş ve o sırada Erdoğan’ın aklında olan isim olan Vecdi GÖNÜL ismi Büyükanıt’a söylenmiştir. Bu isim aslında Büyükanıt için AKP’nin içinden seçilecek en iyi isim olarak görülüyor. Çünkü zaten Sayın Gönül ile Milli Savunma Bakanı olduğu için sık sık toplantılarda bir araya geldiği için sonuç itibariyle devamlı görüştüğü ve ayrıca eşinin başının açık olması da bence uzlaşılacak bir isim gibi görünüyordu.

                                                                                                                                       

Bu resepsiyondan sonra ise AKP’nin kendi içinde beklemediği bir olay gelişiyor ve Bülent Arınç parti içinde sert bir çıkış yapıyor, Arınç’ın teklifi ise özetle şu şekilde oluyor. “Ya Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığı için adaylığını koyar, ya da Abdullah Gül. Bu iki isimden başkası partiden adaylığını koyarsa eğer, bende adaylığımı koyarım” Bu sert çıkışı yapabilen Arınç tabi ki arkasında ona destek olacak AKP li milletvekilleri olduğunu bildiği için rahat bir şekilde uygulamıştır. Tayyip Erdoğan ise durum karşısında partiden tek ses çıkmasını istediği için ya aday için kendisini ya da Gül’ü seçmeliydi. Bunun sonucu olarak da nihayetinde kendisi çeşitli sebeplerden ötürü kendini aday koymayıp Gül’ü aday olarak göstermiştir.

                                                                                                                                          

Bunun sonrasında gelişen olaylar biraz soru işareti. Özellikle önceki resepsiyonda Büyükanıt’a Vecdi Gönül ismini veren Tayyip Erdoğan, farklı bir isimle ortaya çıkmıştır. Burada bir soru akla geliyor. Gül’ün aday olacağı sonradan Büyükanıt’a söylendi mi? Bunun sonucu söylenmedi ise tabii olarak Büyükanıt atlatıldığının hissine kapılmış olabilir.

 

Bu arada CHP ise 102. madde ile uğraşmaktadır. Bu madde ile 367 tartışmalarını çıkarmaktadır. CHP Cumhurbaşkanlığı seçimi için madde de geçen “Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilir.” Fıkrası ile bu 367 sayısı sağlanmaz ise Anayasa Mahkemesine gideceğini önceden belirtmişti. Fakat bu madde de kamuoyu tarafından tartışılan konu 367 sayısı 1. ve 2. turda cumhurbaşkanı tek kişi tarafından 367 alınması mı? yoksa cumhurbaşkanı seçmek için mecliste gerekli olan yoklama sayısı mıdır? tartışması tahmini olarak 02 Mayıs 2007 tarihine kadar Anayasa Mahkemesi tarafından açıklanacaktır.

                                                           

Bu durum Türkiye Cumhuriyeti tarafından ilk defa karşılaşılıyor ve ülkenin üzerine bence kara bulut gibi çöküyordu. Bu da Türkiye de ilk defa bir cumhurbaşkanlığı seçimi yargı ya iştigal ediyordu. Sonuç olarak şu andaki Anayasa’da belirtilen durum Cumhurbaşkanı’nı meclis seçer ibaresi. AKP bunu halka götürebilir miydi tartışması da var. Fakat bu fırsat hangi parti de olursa olsun benim fikrim her parti kendi hakkı olan bu durumu sonuna kadar kullanırdı. Yani CHP’de ANAP ya da  DYP’de hükümet olsalardı kendi cumhurbaşkanlarını kendileri seçerlerdi. Burada samimiyetsizlikleri kendisini belli ediyor.

Burada bakılması gereken bir diğer durum ise şudur. AKP tavrını ortaya koymuş, anayasanın kendisine verdiği hakkı kullanarak cumhurbaşkanını bu meclisin seçeceğini belirtmiştir. CHP’de tavrını koymuş ve eğer 1. turda 367 sayısı bulunmazsa Anayasa Mahkemesine gideceğini belirtmiştir. Ama ne yazık ki mecliste olan diğer partilerden ANAP ve DYP çok hatalı taktiklerle hareket ederek yanlışlara düşmüşlerdir. DYP seçimleri yeni meclisin yapmasını istediğini belirterek hemen erken seçime gidilmesini istedi. Bunun yanında CHP’nin Anayasa mahkemesine gitmesini de yanlış bulduğunu belirtti.ANAP’ta bu düşünceyi paylaşıyordu. Ama yaptıkları yanlış ise şuydu.hem CHP’yi Anayasa Mahkemesine gitmesin diye uyarıyor, hem de AKP’nin hemen seçime gitmesini istiyorlardı. Ama Kendilerine oy veren milletin vekilleri olarak olmaları gereken yerde yani mecliste yerlerini almıyorlardı. Ayrıca bence şunu yapmaları gerekiyordu. Madem CHP’nin Anayasa Mahkemesine gitmesini istemiyorsun, o zaman meclisteki yerini alacaksın. Madem Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasını istemiyorsun, Mecliste RED oyunu kullanarak gönlün rahat bir şekilde mecliste konuşma yaparak yeniden seçim yapılmasını isteyeceksin. Ama ANAP ve DYP bunu yapmayarak, yani çift yönlü oynayarak kendilerine inananları aldatmaya çalışmışlardır.

 

                                                                                                                  SERKAN PALA

                                                                                                                                                               

                                                                                                                                                                28 NİSAN 2007